Almanya ve Türkiye sağlık hizmetleri konusunda birbirinden farklı sistemlere ve uygulamalara sahip iki ülkedir. Bu farklılıklar hem sağlık sistemleri hem hizmet sunumu hem harcamalar hem de bekleme süreleri olarak belirtilebilir.
Almanya’da hem kamu hem özel sağlık kurumları etkin bir şekilde çalışmaktadır. Hastalar genellikle önce bir aile hekimine (Hausarzt) başvurmak zorundadır ve uzman doktora aile hekiminin sevkiyle giderler. Ayrıca Almanya’da doktor seçme özgürlüğü gelişmiştir.
Türkiye’de ise kamu ve özel sağlık kurumları birlikte hizmet sunmaktadır. 2003 yılında başlatılan Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında sağlık hizmetlerinin kalitesi arttırılmış ve erişim kolaylaştırılmıştır. Türkiye’de hastalar genellikle doğrudan uzman doktora başvurabilmekte, sevk sistemi yaygın olarak uygulanmamaktadır.
Bekleme süresi konusundaysa Almanya’da uzman hekimden randevu alma süresi uzun olabilir. Özellikle özel sigortalı hastalar kamu sigortalılara göre daha hızlı hizmet alabilir. Bu durum sistem içinde bazı eşitsizliklere yol açabilmektedir.
Türkiye’de ise devlet hastanelerinde öncelik bulmak bazen zor olsa da sistem üzerinden hızlıca erişim sağlanabilmektedir. Acil durumlarda hizmete erişim genellikle hızlıdır. Ancak yoğunluk hizmetin kalitesini etkileyebilir.
Bir diğer konuysa sağlık sigortasıdır. Almanya’da sağlık sistemi zorunlu sağlık sigortası (gesetzliche Krankenversicherung-GKV) ve özel sağlık sigortası (private Krankenversicherung-PKV) olmak üzere iki ana temele dayanır. Çalışanların büyük çoğunluğu gelir düzeyine bağlı olarak zorunlu sağlık sigortasına kayıtlıdır. Bu sistemde çalışanlar ve işverenler sağlık sigortası primlerini birlikte öderler. Gelir düzeyi yüksek olan bireyler ise özel sağlık sigortasına geçme hakkına sahiptir. Bu yapı kişilerin sağlık hizmetlerine erişimini garanti altına alır.
Türkiye’de ise Genel Sağlık Sigortası (GSS) sistemi uygulanmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çatısı altında toplanan bu sistemde tüm vatandaşların sağlık sigortası kapsamında olması hedeflenmiştir. Çalışanlar primlerini işverenle birlikte öderken, prim ödeme gücü olmayan bireyler devlet tarafından desteklenir. Türkiye’de de özel sağlık sigortası mevcuttur fakat Almanya’daki kadar yaygın değildir.
Almanya kişi başına düşen sağlık harcaması konusunda Avrupa’nın önde gelen ülkelerindendir. Sağlık harcamaları genellikle yüksek olmakla birlikte, kaliteli hizmet ve ileri düzey teknoloji yaygındır.
Türkiye’de ise sağlık harcamaları Almanya’ya göre daha düşüktür. Ancak son yıllarda sağlık alt yapısında yapılan yeniliklerle (şehir hastaneleri) sağlık hizmetleri gelişmiştir. Devlet hastanelerinde hizmetler genellikle ücretsiz ya da düşük maliyetlidir.
Almanya’da ameliyat vs sonrası refakatçi uygulaması yoktur. Hasta ziyaretçi olarak ziyaret saatlerinde ziyaret edilebilir fakat gerekli tüm bakım hemşireler tarafından yapılmaktadır. Hasta takibi Türkiye’de olduğu gibi Almanya’da da hemşireler tarafından yapılmaktadır. Türkiye’den farklı olarak Almanya’da hemşirenin görev tanımı bakım üzerine kuruludur. Refakatçi olmaması konusu da bunu destekleyen bir örnektir.
Almanya’da (Termin) randevu sistemi katı bir şekilde uygulanmaktadır. Randevu sistemi Türkiye’de de uygulanmakta olup aradaki fark Almanya’da eğer hastanın randevusu yoksa saatlerce beleyebilir hatta beklediği halde tedavi olmadan kurumdan ayrılabilir.
Almanya sağlık sistemi 2024 yılı güncel verilerine göre dünya sıralamasında 12. sırada yer almaktadır.
Sonuç olarak Almanya sağlık sistemi daha çok kişilerin gelirlerine göre şekillenirken Türkiye sağlık sistemi daha merkeziyetçi, erişimi kolaylaştırmaya yönelik bir modeldir. Her iki sistemin de güçlü ve zayıf yönleri bulunmakta olup ülkelerin ekonomik yapıları, nüfus özellikleri bu sistemlerin işleyişini doğrudan etkilemekt
Esra Gümüş Altun
